EĞİTİM YAKLAŞIMLARI

Çoklu Zekâ Kuramı;

Zekâ, bireyin neyi bildiğinin değil neyi nasıl yaptığının göstergesidir. Önemli olan çocuğun öğrenme etkinliği sırasında göstermiş olduğu performansıdır.  Çoklu Zekâ Kuramı da insanların, kesinlikle bir zekâ bölümü ile etiketlenmemesi gerektiğinden yola çıkar.

Kuramın geliştiricisi olan Harvard Üniversitesi Profesörü Nöro-Psikolog Howard Gardner araştırmalarında IQ testlerinin yetersiz olduğunu söyleyerek zekâ kavramına farklı bir tanım getirmiştir. Araştırmalarını beyin araştırmalarına dayandırdığı içinde kuramı tartışmasız büyük bir ilgi görmüş, böylece zekâ alanında yeni bir çığır açmıştır. Zekânın birden çok alanda ölçülebileceğini, çok yönlü olduğunu, doğuştan kalıtımla getirildiğini ve geliştirilebilmekte olduğunu kanıtlayarak yaşam boyunca da geliştirilebilen bir öğrenmeyi içerdiğini söylemiştir. Ona göre her insanda 8 farklı zekâ bölümü bulunmaktadır. Kuramın en önemli ilkelerinden biri de zekâların çoklu olması ve sürekli bir gelişim göstermesidir.

Gardner’ a göre;“Bütün çocuklar çeşitli düzeylerde zekâ türlerine sahip olarak doğarlar ve bunlardan bazılarına daha çok eğilim gösterirler.” Bizim uyguladığımız eğitim sistemimiz çocuklarımızın hangi alanlarda daha başarılı olduğunu tespit ederek tıpkı bir sarmaşık gibi doğru yönlere ilerletmektir.

Araştırmalar, öğrencilerin farklı zekâ alanlarını kullanarak bunları öğrenme sitilleriyle birleştirildiğinde akademik başarılarını artırabildiklerini ortaya koymaktadır. Kuram; her insana kolay öğrendiği bir öğrenme yolunun bulunduğunda öğrenmede zorlandığı pek çok şey öğretilebilinir olduğunu söyler. Eğitimde önemli olan noktanın her çocuğun öğreneceği stilli keşfetmek ve o sistemle öğretmektir. Çoklu Zekâ Kuramı da öğrenemiyor olarak bildiğimiz pek çok çocuğun sadece stillerinin bilinmediği ve dikkate alınmadığı için öğrenemediğinden yola çıkar.

İşte bu noktada bizde eğitim yaklaşımı olarak bu yöntemlerle çocuğa ulaşırız. Çoklu zekâ kuramının okulumuzda öğretmenlerimiz tarafından doğru ve yeterli uygulanması ile çocukların üstün olan yönleri ortaya çıkarır ve bu yönlerini geliştirip kuvvetlendirmeleri destekleriz. Dolayısıyla kendilerine sağlanan ortamlarla diğer zekâ türleri de gelişecektir. Hedefimiz her çocuğun öğrenme stilini keşfetmek o yolla eğitmektir.

Bu nedenle okulumuzda çocukların gelişim alanlarını zekâlarını dikkate alarak temel gelişim alanlarına uygun olan eğitim programları ve çalışma atölyeleriyle zekâlarını ve ilgi alanlarını geliştirici programları onlara sunmaktayız.

Görsel zekâsı gelişmiş olan çocuklar resimlerle ve video filmlerle daha zevkli öğrenirler. Bedensel zekâsı yüksek olan çocuklar dokunarak, deneyerek ve uygulayarak daha iyi öğrenirler.

Matematiksel zekâya sahip çocuklar mantığa dayalı, sebep sonuç ilişkileriyle rahatça öğrenirler.

Müziksel zekâya sahip çocuklar müzikle,

Dilsel zekâsı olan çocuklar ise dinleyerek ve okuyarak öğrenmede daha başarılı olurlar.

Sosyal zekâlı çocuklar konuşup iletişim kurarak,

İçsel, kendine dönük zekâsı olan çocuklar ise tek başına çalışarak öğrenmekten zevk alırlar.

Çoklu Zeka’ yöntemiyle çocuklar, kendi üstün ve yaratıcı yanlarını keşfedip bunu daha da kuvvetlendirirler ve diğer zeka tiplerini de geliştirme şansına kavuşurlar. Böylece çok yönlü olarak yetişen çocukların kendilerine olan güvenleri artar, okula ve öğrenmeye karşı daha ılımlı bir tutum ve davranış ve beceriler geliştirip hayatta daha başarılı olurlar.

Okulumuzda Proje tabanlı (Gems)  Çoklu zekâ kuramına göre Reggio  Emilia  ve Scamper ve High Scoop kuramlarıyla sentezleşmiş, Montessori eğitim araç ve gereçleriyle desteklenen özgün bir eğitim programı uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin sentezlenmesiyle, okul öncesi çocuklarına kendilerini keşfedecekleri zengin bir öğrenme ortamı sunulmakta ve çocuk zekâsının 8 farklı alanda geliştirilmesi hedeflemektedir.

High-Scope: A.B.D.’de geliştirilmiş olan bir okul öncesi eğitim programıdır. ABD’de yuva eğitimi üzerine 40 yıl süren yapılan bir araştırmada “High Scope” yöntemiyle eğitilen çocukların, diğer çocuklara oranla her açıdan daha başarılı olduğu ortaya çıkmış ve UNICEF tarafından “EN İYİ EĞİTİM SİSTEMİ” ödülünü almıştır. HIGH-SCOPE programının amacı, “gelişimsel olarak tutarlı bir eğitim ” sağlamaktır. Programın dayandığı temel prensip etkin öğrenme prensibidir.

Etkin öğrenme, çocuğun yaparak yaşayarak öğrenmesidir. Çocuğun kendisi bir durumu başlatır. Neyi, nerede nasıl kullanacağına yine kendisi karar verir ve devam ettirir. Örneğin; çocuk blok, köşesinde bloklarla büyük bir gemi modeli yapmışsa ve yaptığı modele yönelik öğretmenine çeşitli sorular yöneltiyorsa öğrenme çocuk tarafından başlatılmıştır. Öğretmenin desteğiyle ve çocuğun bu durumu devam ettirme isteğiyle etkin öğrenme gerçekleşmiş olur.

Bu sistemde öğretmen,  iyi bir dinleyici ve gözlemleyici, rehber konumundadır. Çocukları yapmak istedikleri planları gerçekleştirmeleri konusunda destekleyerek yüreklendirir.

“Etkin öğrenme” yaratıcılığında gelişmesine yardımcı olur. Çocuk pek çok malzemeyi (eşarp, boş kutular, bloklar, diş fırçaları vb.) başka bir amaçla kullanır. Örneğin; eşarbı başına takar, gelin olduğunu düşünür ve bunun rolünü alır. Ya da oyuncaklarından bir uçağı eline alır ve çeşitli sesler çıkarır, pilot olduğunu hayal eder. Bulunduğu ortamdaki pek çok malzemeyi değişik amaçlarla kullanma fırsatı bulur. Böylece yaratıcılıkları da desteklenmiş ve geliştirilmiş olur.

Reggio  Emilia;

Bu yaklaşımla çocuklara somut yaşantılar sunularak yeni keşifler yapmalarına fırsatlar sağlanmakta, araştıran, sorgulayan, üreten ve problemleri çözmeyi destekleyen yaşantılar sunulmaktadır.

Çocuk problemlerinin çözümünde yaşıtlarıyla birlikte çalışırken, öğretmenin bu sıradaki yaklaşımı ona yardımcı ve rehber olmaktadır. Öğretmenler, problemlere çözüm üretmek yerine çocukların uygun çözümlere kendi kendilerine ulaşmaları için yönlendirirler. Çocuk merkezli bu programın temeli çocukların hayat dolu, güçlü ve kendilerine güvenli olarak yetişmelerine dayanır.

Bu yaklaşımda ve bizim eğitim anlayışımızda da okul-aile işbirliği önemlidir. Aileler çocukların öğrenme deneyimlerinin aktif birer parçasıdır.

Eğitim etkinliklerimiz programa uygun olarak, projelerle öğrenme esasına dayanır. Projeler birbirleriyle alakalı konulara dayanır. Gölge yansıması, kuşlar için eğlence parkı, dinozorlar, şehirde yağmur, başka yerlere yolculuk v.b.

Projelerde ;
• Konu seçimi çocukların ilgilerine ve deneyimlerine göre yapılır.
• Proje içeriği öğrenciler tarafından belirlenir.
• Projeler büyük gruplardan çok küçük gruplarla uygulanır.
• Projeler matematik, fen, okuma yazmaya hazırlık, müzik ve sosyal çalışmaları içermektedir.
• Projeler için dokümanlar gereklidir ve bu dokümanları sağlamak öğretmenlerin görevidir. Öğretmenlerin seçtiği en iyi öğrenme yolu soru sormadır. Öğretmenler konular ile ilgili olarak çocukların ilgi kurarak öğrenmelerini sağlayacak kitaplar ve diğer malzemeleri sağlarlar. Proje çalışmalarının dokümanları, fotoğrafları ve çocukların çalışmaları panolarımızda sergilenir.

Çocuklar için aktivitelere katılmak, hata yapmak ve sonra kendi hatalarını düzeltmek önemlidir. Bu yaklaşım, yaratıcı problem çözümünde etkin olmayı ve gerekli olan fırsatları yaratmayı destekler. Öğretmenlerimiz çocukların bu konuda özgür iradelerini kullanmalarına müsaade eder, onlara saygı duyar ve  çocukları bu konuda yeterli olmaya yönlendirir.

Çevre düzenlemesinde, çocuğun hayal ve yaratıcılığını destekleyecek şekilde birçok atölye, çeşitli miktarda gerçek bitki ve çiçekler, mutfak, yemek odası, tuvaletler ve bahçe bulunmaktadır.

Reggio Emilia yaklaşımının kullanıldığı okulumuzda eğitim, çocukların gerçek hayatlarıyla doğrudan bir ilişki kuracağı şeklinde planlanmıştır.

Programlarımız yaklaşım ilkelerine uygun olarak ileri düzeyde yapılandırılmamıştır. Öğretmenler proje ve etkinlikleri yönlendirecek olan hipotezleri ve amaçları genel olarak belirlemekte ve sonuç olarak gerekli hazırlıkları yapmaktadırlar. Planlamalar daha çok kaynaklar, yöntemler, materyaller ve eğitim ortamı üzerine odaklanmıştır. Farklı stratejilerin kullanıldığı proje tarzı çalışmalar tercih edilmektedir.

Öğretmenler çocukların konuları araştırmalarına yardımcı olmak için kısa ve uzun süreli projeler üzerinde çalışmaktadırlar. Projeler, uzmanımız, öğretmenlerimiz ve çocuklar tarafından planlanmaktadır. Bu aktivitelerin süresi kısıtlanmaz. Çünkü bir alt amaca ulaşılması yeni amaçları da doğurmaktadır. (canlılar, bitkiler, hayvanlar, uzay v.b.) Ancak proje çalışması tüm günü almaz. Çocuklar gün içinde başka birçok günlük aktivite seçeneğine sahiptirler.

GEMS Programı: (Great Explorations in Math and Science) California Üniversitesi bünyesinde yer alan Lawrance Hall of Science adlı bir fen merkezi tarafından oluşturulmuş, sürekli gelişen bir programdır. GEMS programı ile okulumuzdaki fen-doğa deneylerini ve matematik çalışmalarını yaratıcı drama ve müzik etkinliği ile birleştirip öğrenmeyi sürükleyici ve eğlenceli hale getirmeyi hedeflemekteyiz.

ECO-SCHOOLS PROGRAMI İLE ÇEVRECİ OKULLAR ARASINDA YERİMİZİ ALIYORUZ

Çevreye verdiğimiz önemden ve çevre eğitimi konusundaki çalışmalarımızdan dolayı 2012 yılından beri Eco-Okullar Programı ile çevreci okullar arasındayız.

EKO-OKULLAR PROGRAMI NEDİR?

Eko-Okullar Programı ilköğretim okullarında çevre bilinci, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi vermek için uygulanan bir programdır. Katılımcı yaklaşımıyla okullardaki öğrenciler hem çevresel konularda bilgi edinirler, hem de ailelerini, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını (STK) çevresel konularda bilinçlendirmede etkin rol alırlar. Program, okullarda ISO 14001/EMAS üzerine kurulmuş bir çevre yönetim sisteminin uygulanmasını da sağlar. Yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınma sürecinin uygulanmasına yardımcı olmak üzere, öğrenciler okulun çevresel etkilerini azaltmak için uygulanan 7 adımda etkin rol almak için yönlendirilirler. Dolayısıyla eko-okullar, sınıfta ders öğretmenin ötesine geçerek, toplumun diğer bölümlerinde de çevre duyarlılığının sağlanmasında rol almış olurlar. Program, çevre için yapılan bütünsel bir okul faaliyetini kapsar ve uygulandığı okullardaki başarısı, okul müdürü başta olmak üzere okul idaresinin ve öğretmenlerinin ilgisine bağlıdır. Eko-Okullar programındaki en önemli ve bütünleştirici etken ise öğrenci katılımıdır. Komitenin yerel halkı ve yöneticileri bilinçlendirme çabaları ise öğrencilerde diyalog kurabilme becerilerini geliştirmeyi ve iyi bir yurttaşlık eğitimini sağlar.

HEM BİR PROGRAM HEM BİR ÖDÜL PLANI

Eko-Okullar Programı, okullara çevre eğitimi konusunda yol gösterici bir program sunmasının yanı sıra; program dahilinde yaptıkları çalışmalarda ve verdikleri çevre eğitimiyle üstün başarı sağlamış okullara Yeşil Bayrak ödülü vermesi nedeni ile aynı zamanda bir ödül planı olma özelliğini de taşır. Yeşil Bayrak, uluslararası düzeyde tanınan ve saygınlığı olan, çevreye duyarlı okulu simgeleyen bir eko-etikettir . Ödülün geçerlilik süresi 2 yıldır bu sebeple ödülün her iki yılda bir yenilenmesi gerekir Eko-Okullar uzun erimli bir programdır. Yeşil Bayrak ödül başvurusu ile ilgili bilgi ayrıca verilmektedir.

PROGRAMIN FAYDALARI

Programın uygulanması, öğrencilere çevre konusunda olduğu kadar, yaşamları boyunca kullanacakları ve başarılarını etkileyecek olumlu alışkanlıklar kazandırır. Bu programla öğrencilerin;

  • Bir grup üyesi olarak aidat duygusunu ve yeni bir kimlik geliştirir,
  • Grup çalışmasına  ve katılımcı bir yapı oluşturur,
  • Sorunları tanıma, çözüm üretme ve tartışma becerisi geliştirir,
  • İnisiyatif kullanma, karar verme yeteneği gelişir,
  • Plan yapma, rapor yazma becerisi gelişir,
  • Tüketim alışkanlıkları değişir, savurganlık önlenir,
  • Doğal kaynakları koruma bilinci gelişir.

 

 



bottom